İstanbul Devlet Tiyatroları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Devlet Tiyatroları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2014 Cumartesi

Kızılırmak - Tuncer Cücenoğlu - İstanbul DT

Oyuna çok büyük bir beklentiyle gitmemiştim açıkcası ama oyunun ilk sahnesi ile birlikte tüm oyunu büyük bir hayranlıkla izledim. Oyun aslında dram yönü ağır basan bir oyun ama oyunda çobanın sürüsünü oynayanlar o kadar iyi bir oyunculuk sergiliyorlardı ki onların tavırları çok şirin ve komik geldi ve zaman zaman ağlarken güldüğüm anlar bile oldu.

Tüm oyuncuların özellikle de koronun oyunculukları çok başarılıydı. Hem Konu ve öykü, hem de yapılan göndermeler çok güzeldi.

Dekor özellikle sade seçilmiş olabilir ama bence biraz daha oyuna uygun dolu dolu olabilirdi. Bir de ufak bir detay ama koyunların davetteki köylüler rolüne büründükleri sahnede, oyuncular koyun postlarını üzerilerinden çıkarsalardı iyi olurdu. Gerçi şimdi düşünüyorum da belki de başından beri koyunlar, her şeye sessiz kalan köylülerdi.

Ben oyunu çok sevdim ama yine de bu biraz zevk meselesi. Örneğin yanımdaki adam oyun boyunca uyudu. Bununla beraber genelde izleyicilerin tepkisi olumluydu. 

Sonuç olarak oyunu zevkle izledim ve herkese de gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Koyunların hatırına da olsa mutlaka izleyin :)

UYARI: Oyunda ateşli silah ve sis kullanılmaktadır.


Oyunculuk : 9/10
Konu  : 9/10
Dekor   : 6/10
Işık-Ses  : 8/10
GENEL : 8/10

İzlediğim Tarih: 15 Mart 2013
İzlediğim Yer: İstanbul Cevahir Salon 2
Süre:1 Saat 30 dk, 1 Perde
Tür: Dram

Yazan: Tuncer Cücenoğlu
Yönetmen Yardımcısı: Ayla Baki Yücesoy
Koreograf: Alpaslan Karaduman
Dekor Tasarımı: Işın Mumcu
Giysi Tasarımı: Medine Yavuz
Işık Tasarımı: Akın Yılmaz
Besteci: Orhan Şallıel
Asistanlar: Metin Avcı, Zeynep Anacan
Sahne Amiri: Oktay Uçar
Kondüvit: Hasret Coşkuner
Işık Kumanda: Seda Özyurt
Dekor Sorumlusu: Necati Işık
Aksesuar Sorumlusu: Hüseyin Baş
Erkek Terzi: Hasan Basri Aktaş
Kadın Terzi: Zeliha Özduran
Perukacı: Zeynep Bolkısık

Başlangıç: 2012
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncular: EMRE AKARSU, HAKAN GÜNERİ, FARUK ACAR, ATİLLA TETİK, ÖMER İVEDİ, ALAYÇA ÖZTÜRK, ZÜMRE ERTÜRK, HAKAN DÜLGER, SERDAR AKÜLKER, EZGİ BEKTAŞ

Koro: YAĞMUR DAMCIOĞLU, DENİZ ÇAKIR, ZEYNEP ANACAN, MERVE YALÇIN, TUĞÇE AYAR, ÇİĞDEM AYGÜN, GAMZE ÇELİK, İLAYDA BAŞARAN, TUĞÇE AKSUM, GİZEM AKKUŞ, BELİZ SÖZER, K. SEMİH VAROL, UTKU NAİM AYTEKİN, KEREM TANIK, SERDAR AYDIN, ARAS AYDIN, ARİF DİREN, SELİM İŞCAN, HAKAN ÇAKIR, GÖKHAN EROĞLU, METİN AVCI, ECE DURAN, SERAY CANAN

Orkestra: RAYİF DOĞRULU, BUĞRA MURAT KARA, MURAT TIRNAK, YILMAZ ŞALLIEL, ERHAN USLU

Konu:
Hüseyin Ağa’nın genç ve güzel karısı Zehra, aklını sürünün çobanı olan Selim’e takmıştır. Ağanın kızı Hatice ise Selim’in tek aşkı ve gözünün tek gördüğüdür. Aynı şekilde Hatice de Selim’e aşıktır. Hüseyin Ağa’nın borçlarını erteleyen Ali Ağa, oğlu Mehmet’le birlikte yemeğe gelir. Amacı Hatice’yi oğlu Mehmet’e istemektir. Ağalık adına Selim’e hayır diyemeyen Hüseyin, tüm sürüye bir gün boyunca tuz yedirdikten sonra Kızılırmak üzerinden su içirmeden geçirme hünerini, kızıyla evlenmesi için Selim’ şart koşar. Bu gerçekleşmesi imkânsız görünen istek, Selim’in ve Hatice’nin, aynı zamanda aşkın kaderine koyulmuş bir şerhtir. Gerçekleşmesi ise Selim’in hünerine kalmıştır. Ancak iş, bu isteğin gerçekleşmesiyle elbette ki bitmeyecektir.

1 Mart 2014 Cumartesi

İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı - Ali Cüneyd Kılcıoğlu - İstanbul DT

2001 senesindeki ekonomik kriz yüzünden işsizlik çeken, arada bulfuğu işlerde de tutunamayan bir meteoroloji mezununun delirme hikayesini izledik. Tek kişilik oyun olmasına rağmen Berkay Tulumbacı rolden role girerek 10 kişilik performans sergiledi.


Oyunculuk : 9/10
Konu  : 8/10
Dekor   : 7/10
Işık-Ses  : 8/10
GENEL : 8/10




İzlediğim Tarih: 28 Şubat 2014 Cuma
İzlediğim Yer: İstanbul Cevahir Sahnesi
Süre:1 Saat 40 dk, 2 Perde
Tür: Dram, Komedi


Yazan: Ali Cüneyd Kılcıoğlu
Yöneten: Elif Erdal
Dekor-Giysi Tasarımı: Suzan Erbilgin
Yönetmen Yardımcısı: Dilek Güven
Kondüvit: Emre Akgül
Dekor Sorumlusu: Fehmi Özel
Asistan: Cengiz Eşiyok
Işık Kumanda: Yunus Özler
Aksesuar Sorumlusu: Barış Akbaş
Dramaturg: Güney Ertekin
Sahne Amiri: Ahmet Ali Sarabil
Karikatürist: Emrah Sönmez
Erkek Terzi: Yusuf Çalışkan

Başlangıç: 2013
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncu: Berkay Tulumbacı

Konu:
Bir Cumhurbaşkanı, Başbakan’ın kafasına anayasa fırlatırsa, tesadüf bu ya, siz de o gün askerden dönmüş bir üniversite mezunu olarak iş aramaya başlasanız nasıl bir sürecin içinde bulurdunuz kendinizi? Güzide memleketimizin insan kaynakları uzmanlarının “modern metotlarla” hazırladığı başvuru-eleme-cevap bekleme badirelerini aşmaya çalışmak bir yandan, eşe dosta, aileye karşı işsiz konumunda olmak öte yandan, kendi başvuru kriterlerinizi tabana vurdurmak ters kroşeden gelirken nasıl olur da sağlıklı, ilkeli, tuttuğunu koparan bir vatan evladı olarak kalırsınız? Ya da kalabilir misiniz? Durum bu kadar tuhafken doğal olarak yaşananlar da absürd olacaktır. Hem keyifli, hem de canınızı yakacak bir kara komedi.

Web Sitesi

1 Kasım 2013 Cuma

Michelangelo - Irmak Bahçeci - İstanbul DT

Irmak Bahçeçi'nin yazımı, Behlüldane Tor'un sahne tasarımı ve Atilla Şendil'in oyunculuğu ile ön plana çıkan oyun özellikle sahne tasarımıyla bir çok ödüle layık görülmüş. Atilla Şendil'in yanı sıra diğer oyuncuların da performansı oldukça başarılı. Ben konuyu biraz yavan ve sıkıcı buldum.


Oyunculuk : 10/10
Konu  : 6/10
Dekor   : 10/10
Işık-Ses  : 9/10
GENEL : 7/10




İzlediğim Tarih: ?
İzlediğim Yer: Üsküdar Stüdyo Sahnesi
Süre: 2 Saat, 2 Perde
Tür: Biyografik


Yazan: Irmak Bahçeci
Yöneten: Saydam Yeniay
Dekor Tasarımı: Behlüldane Tor
Müzik: Çağrı Beklen
Yardımcı Yönetmen: Ali Atilla Şendil
Kondüvit: Seyfettin Akcan
Giysi Tasarımı: Medine Yavuz Almaç
Kareograf: Cihan Yöntem
Işık Tasarımı: Ayhan Güldağlar
Işık Kumanda: Kemal Ediz
Dramaturg: Sündüz Haşar
Sahne Amiri: Mahsuni Yılmaz

Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncular:
Michelangelo: Attilla Şendil
Brimante: Mahmut Gökgöz
Ghirlandio: Cemal Ünlü
Gözcü: Ozan Uçar
Soderini: Tevfik Tarhal
Timoteo: Kemal Topal
Julius, Leonardo: Nurettin Özşuca
Guido: Çetin Demir
Luigi: Onur Serimer
Rosinha: İpek Gülbir
Silvia: Duygu Yürükçe
Raphael: Arda Baykal
Kardinal: Utku Çorbacı
Delfi Bilicisi: Merve İleri
Lidya Bilicisi: Merve Bağdatlı
Yardımcı: Gökay Müftüoğlu
Delikanlılar: Arda Tunaseli, Çetin Demir, Samed Silme, Mehmet Konu
Genç Michelangelo: Halil İbrahim Irklı

Konu:
Rönesans'ın önemli sanatçılarından biri olan Michelangelo Buanorotti'nin, Roma'daki Sistine Şapeli'ni resimlerken yaşadığı son birkaç hafta... Heykeltraş, ressam, mimar Michelangelo sanatın iktidarla yaşadığı çatışmaları, dehasının sonucu gelen kaçınılmaz yalnızlığı ve güvensizlikleriyle, yüzyıllar boyunca insanlık tarihinin en büyük hazinelerinden biri olarak anılacak olan büyük eserini tamamlamaya çalışır.

Ödüller:

  • 37. İsmet Küntay Ödülleri, En İyi Sahne Tasarımı Ödülü, Behlüldane Tor
  • 2011-2012 Lions Ödülleri, Yılın En Başarılı Tiyatro Sahne Tasarımcısı Ödülü, Behlüldane Tor
  • 12. Direklerarası Seyirci Ödülleri Sahne Tasarımı Ödülü, Behlüldane Tor
  • 37. İsmet Küntay Ödülleri, İsmet Küntay Özendirme Ödülü, Irmak Bahçeci
  • 2011-2012 Lions Ödülleri, Yılın En Başarılı Oyun Yazarı Ödülü, Irmak Bahçeci
  • 12. Direklerarası Seyirci Ödülleri Yazar Ödülü, Irmak Bahçeci
  • 2011-2012 Lions Ödülleri, Yılın En Başarılı Erkek Tiyatro Oyuncusu Ödülü, Ali Atilla Şendil
  • 12. Direklerarası Seyirci Ödülleri Erkek Oyuncu Ödülü, Ali Atilla Şendil
  • 2011-2012 Lions Ödülleri, Yılın En Başarılı Tiyatro Müziği Ödülü, Çağrı Beklen
  • Tiyatro Tiyatro Dergisi 2012 Yılın Oyun Yazarı Ödülü, Irmak Bahçeci



Web Sitesi

1 Ekim 2013 Salı

Lütfen Kızımla Evlenir misin? - Muzaffer İzgü - İstanbul DT

Bu yılın tiyatro sezonunu, Muzaffer İzgü'nün çeşitli defalar sahnelenmiş "Lütfen Kızımla Evlenir misiniz?" isimli eseriyle açtık. Bu kez Mutlu Güney yönetimindeki ekip tarafından hayata geçirilen oyunun prömiyerini izleyen şanslı kişiler arasındaydık.

Genel olarak oyunu beğendim. Belki sıradan, tahmin edilebilir bir konu işlenmiş ama Muzaffer İzgü'nin başarılı kurgusu ve oyuncuların etkileyici performansı bir araya gelince oldukça güzel bir oyun ortaya çıkmış.

Hanife Şahin, anne rolünde çok iyiydi. Sahnede bir o yana bir bu yana hop hop gezinmesi, yer yer neşeli yer yer hüzünlü halleri herkesi çok etkiledi.  Nurhayat rolünde Hülya Çelik Kalebayır da rolüne çok yakışmıştı. Yardımcı rollerdeki Ali Ersin Yenar, Ahmet Dizdaroğlu ve Mustafa Lebip Gökhan da rollerinin hakkını fazlasıyla verdiler.


Oyunculuk : 8/10
Konu  : 7/10
Dekor   : 7/10
Işık-Ses  : 7/10
GENEL : 7/10




İzlediğim Tarih: 1 Ekim 2013
İzlediğim Yer: Taksim Küçük Sahne
Süre: 2 Saat, 2 Perde
Tür: Mizah




Yazan: Muzaffer İzgü
Yöneten: Mutlu Güney
Dekor: Suar Şeylan
Müzik: Nurettin Özşuca
Işık: Serhat Akın
Giysi Tasarımı: Mihriban Oran
Yön. Yardımcısı: Ahmet Dizdaroğlu

Başlangıç: 2013 Ekim
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncular:
Anne: Hanife Şahin
Nurhayat: Hülya Çelik Kalebayır
Usta: Ali Ersin Yenar
Coşkun: Ahmet Dizdaroğlu
Rıdvan: Mustafa Lebip Gökhan

Konu:
Eşini kaybetmiş ve tüm gayesi gözlerini kapatmadan önce kızını evlendirmek olan bir anne ve hayatın sıradanlığına kendini bırakmış mutsuz, umutsuz bir kadın. Ismarlama evliliklerin dayatılmasıyla kendisine karşı daha da hırçın davranan kızıyla annesinin komik öyküsünün anlatıldığı oyun, aynı zamanda “evlilik” meselesinin toplumsal hayattaki yerini de komik bir dille sorgulayıp bu noktadaki çarpıklıkları gözler önüne seriyor.

Web Sitesi

2 Ocak 2013 Çarşamba

Profesyonel - Duşan Kovaçevic - İstanbul DT

İki büyük oyuncu, güzel kurgulanmış bir hikaye ... Mutlaka izlenmesi gereken bir oyun.

Oyunculuk : 10/10
Konu  : 10/10
Dekor   : 9/10
Işık-Ses  : 8/10
GENEL : 9/10


İzlediğim Tarih: 2 Ocak 2013 20:00 ve 4 Şubat 2011 20:00
İzlediğim Yer: İstanbul Cevahir Devlet Tiyatrosu Sahnesi Salon 2
Süre: 1 Perde 1 saat 45dk
Tür: Kara Komedi


Yazan: Duşan Kovacevic
Çeviren: Başar Sabuncu, Bilge Emin
Yöneten: Işıl Kasapoğlu
Dekor Tasarım: Nurettin Özkönü
Giysi Tasarım: Gülümser Erigür
Işık Tasarım: İ. Önder Arık
Müzik: Cenap Oğuz

Rol Dağılımı:
Bülent Emin Yarar, Yetkin Dikinciler, Gülen Çehreli, Cenap Oğuz

Konu:
Dünyaca ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevic, Yugoslavya’daki büyük dönüşümden önceki ve sonraki toplumsal-politik yaşamı, bir entelektüelin yaşam öyküsü içinde, karakomedi türünde ve ironik bir üslupla anlatıyor. 40 yaşlarında bir edebiyat adamı, bir sekreter ve bir gizli polisin süprizlerle dolu soluk soluğa izlenecek hikayesi.

Web Sitesi

15 Aralık 2012 Cumartesi

Zalım Mahmut (Bir Kurtlu Kıssa) - Salih Dündar Müftüoğlu - İstanbul Devlet Tiyatrosu

Genç ve kalabalık bir oyuncu kadrosuna sahip, keyifli, akıcı bir oyun. Ben 30'dan fazla oyuncu saydım.

Şarkılar, müzik, kurgu bir harika. Güldüren, eğlendiren, düşündüren, şarkılı-türkülü bir gençlik oyunu.


Oyunculuk : 8/10
Konu  : 8/10
Dekor   : 7/10
Işık-Ses  : 7/10
GENEL : 8/10




İzlediğim Tarih: 15 Aralık 2012
İzlediğim Yer: Cevahir İstanbul Sahnesi - Salon 2
Süre: 1,5 Saat, 1 Perde
Tür: Müzikli Oyun, Mizah, Düşündürücü, Gençlik Oyunu


Yazan: Salih Dündar Müftüoğlu
Yöneten: Salih Dündar Müftüoğlu
Dekor Tasarımı: Medine Yavuz
Kostüm Tasarımı: Mihriban Oran
Işık Tasarımı: Nejat Karaorman
Özgün Besteler / Müzik Direktörü: Cenk Taşkan
Dans - Hareket Düzeni: Alpaslan Karaduman
Yardımcı Yönetmen: Bengisu Karahan
Müzik Düzenleme: O. Enes Kuzu

Başlangıç: 2012
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları - Gençlik Tiyatrosu

Oyuncular:
Atsız Karaduman, Umut Tabak, Ali Ersin Yenar, Necmettin Amaç, Ahmet Taşdemir, Ozan Özcan, Gökhan Türkal, Gökhan Azlağ, Ferdi Alver, Coşkun Ülgen, Pelin Gülmez, Hilal Özbay, Sinem Ergin, Didem İlhan, Gamze Tanrıvermiş, Pelinsu Öznal, Esen Koçer, Yasemin Yalçınkaya, Emre Emin Aravi, Alper Saylık, Yunus Çakıroğlu, Feyzan Soykan, Başak Ova, Müge Çakır, Ersin Ural, Eren Pekgöz

Orkestra:
O.Enes Kuzu, Tarçın Çelebi, Murat Biber, Batuhan Parlak, Hikmet İplikçi

Konu:
"1.KÖYLÜ: - Çeşme başında senin testi büyük, benimki küçük diye tepişirken, bir kök kıvırcık için tavukları boğazlarken, iki tane dut yedi diye bebeleri sopalarken, köyün ahalisini "derenin doğusundan - derenin batısından!" diye bölüp, kahveleri ayırırken aklımız ner’deydi!..."

Bir köyün(!) ahalisi, olur olmaz, incir çekirdeğini doldurmaz nedenlerle birbirini yerken; başına gelen her cefaya sessiz, zahmetsiz; "kol kırılır yen içinde kalır" diyerek katlanırken, hayatta bırakılan boşluğu, birileri, -elbirliğiyle yarattıkları birileri- dolduruverir haliyle!... Mahmut ve Çetesi, düzenin dümenine geçerler!

"Mahmut Bebe"den, Mahmut Reis'i, Mahmut Reis'ten Mahmut Bey'i yaratıp kendi başlarına bela eden; kendilerini sevemeyen, ötekine değer vermeyen, güvenemeyen; 'Çete Reisi'ne' verecek bir canı kalmış, 'bir canından bezdirilmiş' köy ahalisi, bu beladan kurtulmak için yekinip, yeltenip bir araya gelmeye, birlikte savaşmaya karar verirler; zamanın ruhu, belleği, birleştiricisi, sağduyusu Kıssahan'ın 'kıssasıyla'. Verirler ama...

Müzikli, keyifli, kıssalı-hisseli bir seyirlik...

Web Sitesi

25 Kasım 2012 Pazar

Sidikli Kasabası - Greg Kotis - İstanbul DT

Bol ödüllü bir Broadway klasiği olan "Sidikli Kasabası" oyunu Greg Kotis tarafından yazılmış, müzikleri ise Mark Hollmann tarafından yapılmış.

Oyunu çok farklı ve eğlenceli buldum. Oyun içinde alışılmamış unsurları barındırıyor. Oyun içinde yaşananlar ve oyunun finalli de seyirciyi afallatmayı başarıyor.

Müzikler ve danslar çok güzel. Oyuncular da çok iyi bir performans sergiliyorlar. Memur Lockstock rolünü oynayan Doruk Şengün ve Küçük Sally rolündeki Berfu Aydoğan'ı özellikle çok iyiydi.

Su sorunu hakkında yapılmış çok başarılı bir oyun. Mutlaka izlenmeli.

Wikipedia Makalesi (İngilizce)

Oyunculuk : 8/10
Konu  : 9/10
Dekor   : 7/10
Işık-Ses  : 8/10
GENEL : 8/10




İzlediğim Tarih: 28 Kasım 2011 ve 25 Kasım 2012 15:30
İzlediğim Yer: Şişli Cevahir Sahnesi - Salon 1
Süre: 3 Saat, 2 Perde
Tür: Müzikal, Mizah


Yazan: Greg Kotis
Müzik: Mark Hollmann
Sözler: Mark Hollmann - Greg Kotis
Çeviren: Barış Arman
Şarkı Sözleri Adaptasyon: Nebi Birgi
Yönetmen: Oğuz Utku Güneş
Müzik Direktörü: Murat Kodallı
Koreografi: Nebi Birgi
Sanat Danışmanı: Galip Erdal
Dekor Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen
Kostüm Tasarımı: Mihriban Oran
Işık Tasarımı: Önder Arık
Yönetmen Yardımcıları: Sevil Tufan-Aslı Zırhlı

Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncular:
Memur Lockstock: Doruk Şengün
Küçük Sally: Berfu Aydoğan
Caldwell B.Cladwell: Barış Arman
Bobby Strong: Nebi Birgi
Hope Cladwell: Ceren Gündoğdu
Penelope Pennywise: Selmin Artemiz
Memur Barrel: Efe Ünal
Senatör Fipp: Taner Tunçay
Bay Mc queen: Adnan Yiğit
Kate: Aslı Zırhlı
Ally: Didem Atasoy
İhtiyar Joseph Strong: Taner Tunçay
Josephine Strong: Sevil Tufan
Keskin Bıçak Mary: Derman Çinkılıç
Bastıbacak Becky: Güniz Bilge
Korkak Sue: Ayşe Günyüz
Minik Tom: Alper Aksoy
Dilsiz Dolly: Beste Özgümüş
Zulacı Robby: Köksal Ünal
Balıkçı Bill: Hilmi Duruoğlu

Konu:
Ünlü Broadway müzikali Devlet Tiyatroları sahnelerinde! Dünyanın ısınıp suların azalmasıyla birlikte tuvalete girmeyi sınırlayarak özel bir şirketin denetimine verildiği bir yerde geçer olayımız. Tuvalet parasını ödeyemeyenlerin gizemli Sidikli Kasabası’na gönderildiği, bir gidenin bir daha geri gelmediği, kimsenin birbirinin gözünün yaşına bakmadığı, tüm genel tuvaletlerin özelleştirildiği bu yere düşen bir aşk ateşi aynı zamanda süre giden sisteme karşı çıkışında kıvılcımı olur.

Web Sitesi

30 Ekim 2012 Salı

Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını - Güngör Dilmen - İstanbul DT

Oyunu biraz konu yönünden zayıf buldum ama yine de oyunu izlerken oldukça keyif aldım. Oyuncuların performansı, müzikler ve diyaloglar oldukça eğlenceli. Yine de oyunda zaman zaman sıkılmanız olası.


Oyunculuk : 8/10
Konu  : 6/10
Dekor   : 6/10
Işık-Ses  : 7/10
GENEL : 7/10




İzlediğim Tarih: 30 Ekim 2012 20:00
İzlediğim Yer: İstanbul Cevahir Sahnesi
Süre: 2 Saat, 2 Perde
Tür: Dram, Müzikli Oyun


Yazan: Güngör Dilmen

Yöneten: Faik Ertener
Dekor Tasarımı: Osman Şengezer
Kostüm Tasarımı: Mihriban Oran
Işık Tasarımı: Önder Arık
Müzik: Cem İdiz
Dans Düzeni: Yeşim Alıç


Başlangıç: 2012
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncular:

Artin: Turan Günay
Mahitap: Demet İyigün
Firuz Bey: Ergun Akvuran
Merzuka: Ayşe Tunaboylu
Abidin: Macit Sonkan
Huriye: Işıl Dayıoğlu
Şükriye: Emine Şule Gezgöç
Emine: Lale Gençtürk
Hacer: Ebru Saçar
Bohçacı Bahriye: Özlem Çakar
Genç Kızlar: Eda Demirsoy, Gözde Akın, Kübra Kip, Nermin Koçak, Neşe Ceren Aktay, Nilay Aydınalp, Özge Korkmaz, Tuğba Aydınlıoğlu
Tulumbacılar: Cem Öntaş, Murat Turhan, Oğuz Turgut Genç, Onur Sülen, Ozan Emre Altın, Serdar Aydın, Umut Külen, Ümit Deniz
Nane Şekerci Halis: Emre Akarsu
Erkek Çocuk: Hıdırcan Bal
Kız Çocuk: Okyanus Dayıoğlu


Konu:
“Güngör Dilmen in yazdığı oyun Faik Ertener'in yeni  yorumu ile sahneleniyor.Daha önce Ankara ve Adana da sergilenen oyun bu kez müzikal tadında  İstanbul seyircisinin  karşısına çıkacak.Cem İdiz’in müziklerini yaptığı oyun 26 Ekim tarihinde seyirci ile buluşacak. 35 kişilik oyuncu kadrosu  ve orkestrası ile oyun eski İstanbul 'u yaşatacak.

19 Ekim 2012 Cuma

Çirkin - Marius Von Mayenburg - İstanbul DT

Oyun gerçekten harikaydı. İzlerken çok keyif aldım. Duşan Kovaçeviç'in Profesyonel'inden bu yana izlediğim en iyi oyunlardan biriydi.

İnsanları dış görünüşüne göre değerlendiren günümüz anlayışını başarıyla alaya alan oyun, bunu yaparken de hem güldürüyor hem de düşündürüyor.

Oyun tek perdeden oluşan kısa sayılabilecek bir oyun. Bu yönüyle de insanı sıkmadan anlatacağını tadında anlatıyor.

Oyunda dekor biraz zayıf kalsa da ışıklar çok başarılı kullanılmış. Özellikle Tahsin Tolga Evren'in hem Çirkin'i hem de Güzel'i başarıyla canlandırmasında ışık oyunlarının rolü büyük.

Oyun kadar oyuncular da çok başarılı. Tahsin Tolga Evren'i daha önceden At oyununda İmparator Caligula olarak seyretmiştim. Bu oyunda da oldukça başarılı bir oyun sergiledi. Televizyondaki Keşanlı Ali'den hatırladığım Musa Şamil Kafkas da çok iyi bir performans sergiliyor. Simay Tuna ve Nişan Şirinyan'ın da onlardan geri kalan yanı yok.

Oyun bittiğinde sadece biz değil tüm sahne ekibi ayakta alkışladık. Oyuncular 3-4 kere dönüp seyirciyi selmalamak zorunda kaldırlar.

Son olarak oyunu başarıyla yöneten Metin Belgin'den de bahsetmesek olmaz. Oyunun başarısında şüphesiz onun da rolü çok büyük.

* Tolga Evren, 18. 2013 Sadri Alışık Ödülleri ve 2013 Ekin Yazın Dostları Ödüllerinde en iyi erkek oyuncu ödülü almıştır.

Oyunculuk : 9/10
Konu  : 9/10
Dekor   : 7/10
Işık-Ses  : 9/10
GENEL : 9/10




İzlediğim Tarih: 19 Ekim 2012 Cuma 20:30
İzlediğim Yer: İstanbul Cevahir Sahnesi - Salon 2
Süre:1 Saat 10 dk, 1 Perde
Tür: Mizah, Kara Komedi, Absürd

Oyunu eşim Derya ile beraber izledik. Eşim de oyunu çok beğendi. Tiyatro'dan çıktığımızda ikimiz de "Vay be, ne harika oyundu" diyorduk.
Yazan: Marius Von Mayenburg
Yöneten: Metin Belgin
Çeviren: Serdar Biliş
Dekor - Giysi Tasarımı : Medine Yavuz Almaç
Dramaturg : Selen Korad Birkiye
Asistan : Başak Şanlioğlu
Sahne Amiri : Reşit Arslan
Kondüvit : İ. Cem Dağli
Işık Kumanda : Kaan Eman

Başlangıç: 2012
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncular:Tahsin Tolga Evren,Simay Tuna,Nişan Şirinyan,Musa Şamil Kafkas

Konu:
Çirkinlik ve güzellik kavramlarını yüzleştiren, estetik çılgınlığının peşinden koşan; şaşırtıcı, kışkırtıcı, dengelerle oynayan, kuralları altüst eden bir kara komedi “ÇİRKİN”

Marius von Mayenburg’un Çirkin’i insanların fiziksel özelliklerine göre değerlendirildiği, güzelliğin başarının olmazsa olmaz ilk şartı olarak nitelendirildiği günümüz toplumuna ilginç bir eleştiridir. Günün birinde tüm dünyanın imreneceği bir güzelliğe sahip olsanız neler olurdu? Kariyeriniz, eşiniz ile ilişkileriniz, sosyal yaşamınız bundan ne derece etkilenirdi? Herkesin sahip olmak için pek çok şeyi feda edeceği bu durum aslında gerçekten o kadar da iyi mi?

14 Ekim 2012 Pazar

Açıl Kafam Açıl - Refik Erduran - İstanbul DT

Refik Erduran'ın Açıl Kafam Açıl'ı Türkiye'deki çarpık düzeni kendi üslubunca hicveden bir eser. Oyuna zaman zaman gerçek video görüntüleri de eşlik ediyor. Aradaki danslar oyuna hafif müzikal havası katıyor. Oyun oldukça dinamik ve akıcı geçtiğinden sıkılmadan izleyebileceğiniz bir oyun.

Ali Fuat Çimen Abidin'i, İmer Özgün ise onun kızını canlandırıyor.

Oyunculuk : 6/10
Konu  : 6/10
Dekor   : 8/10
Işık-Ses  : 7/10
Orkestra : 7/10
GENEL : 7/10




İzlediğim Tarih: 14 Ekim 2012 15:00
İzlediğim Yer: Cevahir Salon 1
Süre:2 Saat, 2 Perde
Tür: Dram, Müzikli Oyun


Yazan: Refik Erduran
Yöneten : Zafer Kayaokay

Dekor Tasarımı: Savaş Çevirel
Giysi Tasarımı: Serpil Tezcan
Işık Tasarımı: Enver Başar
Müzik: Can Atilla
Müzik Direktörü: Melikcan Zaman
Dans Düzeni: Yeşim Alıç
Dramaturg: Günay Ertekin
Görüntü Yönetmeni: Çağrı Kayaokay
Görsel Koordinatör: Arda Kaynak
Yardımcı Yönetmen: Ayla Baki Yücesoy
Yönetmen Yardımcısı: Ayla Baki Yücesoy
Asistanlar: Özden Dindar-Işıl Keskin-Berk Sezenler
Orkestra Şefi: Melik Can Zaman


Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet  Tiyatroları

Oyuncular: Ali Fuat Çimen, Gökalp Kulan, Ömer Hüsnü Turat, İmer Özgün, Dilek Demir, Aydın Şentürk, Işıl Keskin, Özden Dindar, Onur Bilge, Cihan Korkmaz, İpek Şen, Berk Sezenler, Kazım Karakadıoğlu, Ali Murat Altunmeşe, Atakan Yarımdünya, Nurullah Kalkan, Gizem Genç, Eylül Ezgi Yılmaz, Sevda Sezek, Onur Can Onus,  Emre Özsüngür

Konu:
Berduş ama yürekli Abidin in işlettiği gecekondu tipi otel it kopuk ve fahişe barınağıdır. Yıllardır görmediği kızı çıkagelir, annesinin evlendiği muteber iş adamının soyadını alabilmek için yardım ister. Abidin üç gün yanında kalmasını şart koşar. Ona gösterdiği gerçekler bizim de gözlerimizi ve kafalarımızı açar. Fal taşı gibi.

11 Mayıs 2012 Cuma

Birdy - William Wharton/Naomi Wallace - İstanbul Devlet Tiyatroları

William Wharton'ın savaş karşıtı eserinden tiyatroya uyarlanan Birdy, 2011 yılında İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından oynanmış ve İsmet Küntay Tiyatro Özel Ödülü almıştı.


Oyunculuk : 9/10
Konu  : 7/10
Akıcılık: 6/10
Dekor   : 8/10
Işık-Ses  : 6/10
GENEL : 7/10




İzlediğim Tarih: 11 Mayıs 2012
İzlediğim Yer: Cevahir Salon 1
Süre:1 Saat 50 dk, 2 Perde
Tür: Dram, Savaş


Yazan: William Wharton
Oyunlaştıran: Naomi Wallace
Çeviren: Serkan Erdemli
Yöneten: Atilla Şendil
Dekor Tasarımı: Behlüldane Tor
Giysi Tasarımı: Medine Yavuz
Işık Tasarımı: Nejat Karaorman
Müzik: Server Acim
Dramaturg: Sündüz Haşar
Asistan: Yeşim Çapanoğlu

Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncular: Hakan Yufkacıgil (Birdy), Onur Demircan (Küçük Birdy), Kerim Altınbaşak (Birdy'nin arkadaşı: Al Columbato), Can Yılmaz (Küçük Al), Burak Karaman ( Dr. Weiss), Emre Çakman (Hastabakıcı)

Konu: Savaştan geri dönen iki yakın arkadaş. Birisi fiziksel olarak yaralar almışken, diğeri savaş travmasını atlatamayarak ruhen onulmaz yaralar almıştır. Özgürlüğünü kafasının içindeki kuş imgesiyle yaşayan bu gence, arkadaşı ve psikoloğu yardım etmeye çalışırlar. Bir zamanların kült romanı ve filminin tiyatro uyarlaması ve gelmiş geçmiş en etkili savaş karşıtı eserlerden birisi...

22 Kasım 2011 Salı

Opera Komik - Nagle Jackson - İstanbul DT

Bizet adıyla nam salmış müzik dehasının en ünlü eserlerinden biri olan Carmen'in Opera Komik'teki prömiyerini konu alan tiyatro eseri o gece yaşananları konu alıyor. Carmen sahnede oynanırken Loca'da olanlar bitenleri seyrediyoruz ve ortalığın nasıl karıştığını izliyoruz.

Bizet'in Carmen'i o gün ilk kez sahnelendiğinde ahlak anlayışının ihlali eleştirileri almıştı. Tiyatro oyununun yazarı da loca da olup biten ahlaksızlıkları kurgulayarak bir bakıma Bizet'in aldığı haksız eleştirileri alaya alıyor.

Oyun hem güldürüyor hem de Bizet'e saygılarını sunuyor. Bize de oyuncuları ve Bizet'i alkışlamak düşüyor.


Oyunculuk : 6/10
Konu  : 6/10
Dekor   : 5/10
Işık-Ses  : 5/10
GENEL :6/10


Georges Bizet

Georges Bizet ve doğum adıyla Alexandre-César-Léopold, Paris yakınlarında, orta halli bir ailenin çocuğu olarak 25 Ekim 1838 Paris'te doğdu.

4 yaşında nota okumayı öğrendi. 10. yaş gününden birkaç gün önce Paris Konservatuarı'na kabul edildiğinde, konservatuarın tecrübeli öğretmenleri bu yetenekli öğrenciye ders vermek için yarışa girdiler. Öyle ki , ünlü opera bestecisi Charles Gounod, ona ders vermek için emekli olmaktan vazgeçti. Georges Bizet, Marmontel'den piyano, Pierre Zimmermann ve damadı Charles Gounod'dan armoni, Fromental Halévy'den kompozisyon dersleri aldı.

Bizet, konservatuardan 1852'da piyano dalında, 1855'te flüt org ve füg dallarında birincilikle mezun oldu. 17 yaşında ilk senfonisini besteledi. Genç besteciler için önemli bir ödül olan Roma Ödülü'nü kazandı.

Son eseri Carmen'in 31. temsil gününde (3 Haziran 1875) yıllardır kronik boğaz enfeksiyonu nedeniyle rahatsız olan Bizet, kalp krizi geçirerek 36 yaşında hayatını kaybetti.

Carmen

Prosper Mérimée'nin Carmen romanınından çok etkilenen Bizet, bu romanı operaya uyarladı. Eseri 1874'de tamamladı, temsil ise 1875'de gerçekleşebildi, ancak konusu nedeniyle çok ağır eleştiriler aldı.
Fransa'da 3 Mart 1875'te ilk sahnelendiğinde yerleşik opera ve ahlâk anlayışının ihlali gibi algılandığından olumsuz tepkilerle karşılanan eser, eleştirmenler tarafından yüzeysel, üstünkörü bulunmuştur.




İzlediğim Tarih: 22 Kasım 2011 20:30
İzlediğim Yer: İstanbul Cevahir Salon 2
Süre:1,5 Saat, 2 Perde
Tür: Mizah, Biyografik


Yazan: Nagle Jackson
Çeviren: F.Çiğdem Aydın
Yönetmen: Mutlu Güney
Yönetmen Yrd.: Hakan Vanlı
Dramaturg: Olgun Yalçınar
Dekor Tasarımı: Behlüldane Tor
Kostüm Tasarımı: Nalan Alaylı
Işık Tasarımı: Nejat Karaorman

Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncular:
Odile: H.Merih Atalay
M.De La Cornıche: Umut Demirdelen
Madam De La Corniche: Sevinç Erol
Viviane: Mevra Ustaoğlu
La Tarhine: Ebru Saçar
Bizet: Nişan Şirinyan
Ernest: Ergun Akvuran
Vigneron: Yusuf Atala
Hector: Burhan Yıldız
Gounsel: Erdoğan Aydemir
Zerbinet: Şeyda Pektok
Pils: Zeynep Alper

Konu:
Bizet'nin yeni operası Carmen'in açılış gecesi Opera Komik'teyiz. Ünlü besteci, ahbapları, rakipleri, revü şarkıcıları ve saygın ailelerden oluşan bir topluluk heyecanla yeni eseri beklemektedir. Oğlunu soylu bir aileden bir kızla evlendirmek isteyen bir yeni zengin ile kızlarının paralı biriyle yuva kurmasını isteyen soylu aile için Opera Komik, gençleri tanıştırıp kaynaştırmak için oldukça uygun bir mekandır. Ama sahnede Carmen operası sürüp giderken, asıl tiyatro fuayede ve localarda oynanmaya başlar. Gerçek yaşamda olanlar, Carmen'in öyküsünden çok daha aşırı ve abartılıdır. Opera Komik, izleyenleri 19. yüzılın Parisinde bir geceye davet ediyor.
Sanat gerçekliğinin hayata ayna tutması işlevini, çok keyifli bir komediyle ele alan Opera Komik izleyenleri 19. yüzyılın Paris'inde bir geceye davet ederken burjuva izleyicisine de ciddi bir eleştiri sunmaktadır.
Web Sitesi

15 Kasım 2011 Salı

Kontrabas - Patrick Süskind - İstanbul DT

“Kontrabas”, 1949 doğumlu yazar Patrick Süskind’ın bir romanı. Romanın oyunlaştırılmış hali bir çok dile çevrilerek yıllardır sahnelenmekte.

Süskind’ı aynı zamanda filmi de yapılan “Koku-Bir Katilin Öyküsü (Das Parfüm)” romanından hatırlamaktayız. Yazar "Koku" adlı eserinde nasıl kokulara çok farklı anlamlar katıyorsa, bu eserinde de kontrabasa ve müziğe çok farklı anlamlar katıyor.

Metin Belgin çok başarılı; karakterin yaşadığı bunalımları, hisleri seyirciye çok başarılı aktarıyor. Orkestradaki arka planda kalan kontrabas üzerinden topluma eleştiriler yönelten eser de zekice yazılmış. Bunun yanında konu bana çok da doyurucu gelmedi. Yine de klasik müziğe ilgi duyanların zevkle izleyebileceği bir oyun.


Oyunculuk : 9/10
Konu  : 5/10
Dekor   : 8/10
Işık-Ses  : 8/10
GENEL : 7/10




İzlediğim Tarih: 15 Kasım 2011 20:00
İzlediğim Yer: İstanbul Taksim Küçük Sahne
Süre: 1 Saat, 1 Perde
Tür: Mizah, Dram


Yazan: Patrick Süskind
Dekor Tasarımı: Ethem İzzet Özbora
Çevirmen: Hale Kuntay
Reji: Metin Belgin
Kostüm Tasarımı: Serpil Tezcan
Işık Tasarımı: Yakup Çartık

Başlangıç: 1992
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatroları

Oyuncu: Metin Belgin

Konu:
Bir devlet memuru olan kontrabascı; müziğin, tarihin, hiyerarşinin, cinselliğin ve toplumun, dedikodusunu yapıyor. Patrick Süskind’ in bütün dillerde en çok oynanan oyunu yirminci yılında yine sahnede.

“Kontrabas”ta, orkestraların birinde kontrbas çalan bir adamın hesaplaşmasını anlatıyordu ve Süskind’ın “Koku”dakilerinde de görülen takıntılı olma hali, “Kontrabas”ın ana karakterinde de aynen mevcuttu. Tek kişinin etrafına kümelendirdiği kişilik çözümlemeleri, bu eserinde de izleyiciyi etkiliyor; ağır felsefi temalar, çok katmanlı okumalara olanak tanıyan anlatı, Patrick Süskind’ın kaleminde heyecan verici bir popüler anlatı oluyordu. [1]

[1] http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=610

Web Sitesi
İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Metin Belgin resitali: ‘Kontrabas’

3 Kasım 2011 Perşembe

Antigone New York'ta - Janusz Glowacki - İstanbul DT

Antigone New York’ta oyununun bir diğer adı da "Anita'nın aşkı". Oyunun yazarı Lehistanlı göçmen Amerikalı yazar Janusz Glowacki. Oyun, New York şehrinde yaşayan göçebe ve evsiz insanların hayatını konu alıyor.

Oyunun İstanbul Devlet Tiyatrolarındaki Prömiyeri 3 Kasım 2011'de Üsküdar Stüdyo Sahnesi'nde yapıldı. Ben de orada bulunan ve oyunu en ön sıradan izleyen şanslı kişiler arasındaydım.

Oyuncular genel olarak iyiydiler. Sazsa rolündeki Mehmet Ali Kaptanlar ve Pire rolündeki Şamil Kafkas gerçekten çok başarılı bir performans ortaya koydular. Anita rolündeki Özden Çiftçi de oldukça başarılıydı. Aralarda monologlarıyla oyuna renk katan polis rolündeki Ali Düşenkalkar ise ilginç bir karakter sergiledi. Daha çok doğaçlama oynuyor gibiydi. Bazen seyircilere laf attı ; bazı yerlerde takıldığı ve cümleleri gereksiz tekrarladığı ve konu dışına çıktığı da oldu.

Oyunu oldukça beğendim. Evsizlerin durumunu çok iyi yansıtan, onlara daha yakından bakmamızı, onları anlamamızı sağlayan bir oyundu.

Oyunculuk : 8/10
Konu  : 6/10
Dekor   : 5/10
Işık-Ses  : 8/10
GENEL : 7/10




İzlediğim Tarih: 3 Kasım 2011 20:00
İzlediğim Yer: Üsküdar Stüdyo Sahnesi
Süre: 2 Saat, 2 Perde
Tür: Dram


YAZAR : Janusz Glowacki
REJİSÖR : FAİK ERTENER
DEKOR : SUAR ŞEYLAN
KOSTÜM : MEDİNE YAVUZ
IŞIK : AYHAN GÜLDAĞLARI
ÇEVİREN : TUĞRUL ÇETİNER
REJİ YARDIMCISI : ÖZDEN ÇİFTÇİ
REJİ ASİSTANI : ÖZLEM ÇAKAR

Başlangıç:2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyuncular:
Sazsa : Mehmet Ali Kaptanlar
Anita : Özdan Çiftçi
Polis : Ali Düşenkalkar
Pire : M. Şamil Kafkas
John (Cesed) : Adnan Kürkçü

Konu:
New York'un ünlü parklarından birinde dünyanın birçok yerinden Amerika'ya göç etmiş insanların bazıları hayatlarını sürdürmeye çalışırlar. Evsizlerin sokaklarda yaşama kuralları, normal evi olan insanlarınkinden çok farklıdır ama sokaktakiler arasında da aynı önyargılar paylaşılmaya devam eder. Bu ortamda dostluk, aşk, sadakat ve arkadaşlık başka tanımlara girer ve sınanır. İşte kaybolan bir cesedin peşinden bir maceraya atılan evsizlerin öyküsü, hem toplumsal düzeni, hem de "normal ve doğru" olanı tekrar sorguladığımız bir kara komediye dönüşür.

Sofokles’in Antigone’si, Kral Kreon’un buyruklarına karşı direnen soylu bir kadındı. New York’lu Antigone ise Puerto Rica’lı, hayatını Manhattan’daki Central Park’ta geçiren, geceleri park kanepelerinde uyuyan ‘bir tahtası eksik’ göçmen kız Anita’dır. Ölünün saygınlığını korumak, her iki Antigone’nin de kaygısı. Sofokles’in Antigone’si, Kreon tarafından hain ilan edilen kardeşinin cenazesini kaldırmak için direniyor.Ailesinin değerlerini, Kral’ın kanunlarının ve buyruklarına önceliyor. New York’lu Antigone’nin ise bir ailesi yok. Bu Antigone, kimsesiz, yarım akıllı bir kız ama tıpkı Sofokles’in kahramanı misali, hayatının uğruna mücadele etmeyi gerektiren yüce bir anlamı olması gerektiğine inanmakta direniyor. Parkı evi biliyor ya, iki Doğu Avrupalı göçmen arkadaşıyla, bir iki gün içinde kimsesizler mezarlığına gömülecek olan platonik aşkla bağlı olduğu gencin cesedini bulunduğu hapishaneye ait bir mekandan çalarak parka getirmeye ve bir ağacın altına defnetmeye karar veriyor. Onun için sadece iki kişinin katıldığı bir cenaze töreni bile hazırlıyor. [1]

[1] : http://www.dunyabulteni.net/?aType=haberYazdir&ArticleID=16180&tip=yazar

Web Sitesi

1 Kasım 2011 Salı

Bedensiz Kadın - Mate Matisic - İstanbul DT

Savaş acılarını ve pişmanlıkları konu alan oyun, biraz vasat bir metne sahip olsa da başarılı oyunculuklar sayesinde izlenebilir hale geliyor. Oyun tek perde ve 1,5 saat sürdüğünden seyirciyi çok da sıkmıyor.

Benim için de Reha Özcan ve Ahenk Demir'in performanslarını en ön sıradan izleyebilmek ayrı bir keyifti doğrusu. Reha Özcan bu oyundaki performansıyla iki ödül kazandığını okumuştum; performansını biraz abartılı bulsam da rolünün hakkını vermiş.

Oyunun çok güzel olduğunu söyleyemeyeceğim ama yine de keyifle izlenebilecek bir oyun.


Oyunculuk : 7/10
Konu  : 7/10
Dekor   : 3/10
Işık-Ses  : 3/10
GENEL : 5/10


İzlediğim Tarih: 1 Kasım 2011 20:00
İzlediğim Yer: Üsküdar Tekel Sahnesi
Süre: 1,5 Saat, 1 Perde
Tür: Dram, Savaş

Yazan: Mate Matisic
Çeviren: Füsün Günersel
Yöneten: Kazım Akşar
Dekor Tasarım: Şirin Dağtekin
Giysi Tasarım: Şirin Dağtekin
Işık Tasarım: Enver Başar
Müzik: Nurettin Özşuca
Asistan: Gökçen Tongut
Sahne Amiri: Reşit Arslan

Başlangıç: 2010
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyuncular:
Martin: Reha Özcan
Emma (Fahişe): Ahenk Demir
Mladen. Hakan Güneri
Gılman Kahyaoğlu Peremeci
Gökalp Kulan

Ödüller:
Reha Özcan, bu oyundaki Martin rolüyle Afife Jale ve Sadri Alışık ödüllerini kazandı.

Konu:

Ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlayan Hırvat tiyatrosu yazarlarından Mate Matisic’in Bosna savaşının ardından kaleme aldığı ilginç bir oyun. Orta yaşlı bir fahişe, emekli bir asker ile temizlenmek istenen vicdan azapları ve korkunç savaş suçlarıyla lekelenmiş bir beden. Komedi ve dramın iç içe geçtiği oyun, Hırvat tarafından olaya bakmasına rağmen, savaşta hiçbir tarafın yeterince temiz olmadığını da gözler önüne sermektedir. 

Oyun; Bosna savaşının ardından sorunlu bir karakter olarak ortaya çıkan Martin ile yaşı geçmiş bir hayat kadını Emma arasında geçen alışıldık bir diyalog ile başlıyor. Kadın, mesleğinin gereğini mekanik bir şekilde yerine getirmeye çalışırken, erkek de nazik ve içten bir şekilde davranıyor, onunla konuşup ilgi gösteriyor. Belki de cinsel açıdan bir yetersizlik var. Ancak konuşmalar ilerledikçe ve sahneye üçüncü bir kişi (Mladen) girdikten sonra, kadınla olan randevunun hiç de tesadüf olmadığı anlaşılıyor. Bu iki adamdan; Martin ne kadar ince ve nazikse, Mladen de o derece kaba, acımasız. Sonuçta, iki erkeğin başka suç ortaklarıyla birlikte savaş yıllarında Emma'nın kocasını öldürüp, ona da tecavüz ettikleri ortaya çıkıyor. Oyun anında ise; Martin, ruhunu ezen bu suçluluk duygusundan kurtulmak için kadınla evlenmeyi ve yaklaşan ölümünden sonra maaşını ona miras bırakmayı plânlıyor. Mladen ise gerçeğin ortaya çıkmasındansa bu ikisini öldürmeyi bile düşünebiliyor. Emma'ya gelince; o kocasının ve kendisinin yaşamını mahvedenlerin cezalandırılmasını istiyor. [1]

Web Sitesi

[1] : http://blog.milliyet.com.tr/bedensiz-kadin/Blog/?BlogNo=276329

25 Ekim 2011 Salı

Yanık - Wajdi Mouawad - İstanbul DT

Savaşın acı gerçekleriyle ilgili vurucu bir öykü. Konu biraz ağır ama hikaye çok başarılı kurgulanmış. Geçmişle şimdiki zaman arasındaki geçişler de oldukça başarılı.

Oyunun giriş kısmı bence biraz haddinden fazla uzundu. Özellikle Simon rolünü oynayan Tansel Öngel'in aşırı küfürlü girişi, anneye duyulan öfkeyi belirtmek için gerekli gibi görünse de fazla abartılıydı.

Genel olarak değerlendirmek gerekirse üç saat süren uzun bir oyun olmasına rağmen, ilk kısmı saymazsak seyircinin pek de sıkılmadan izleyebileceği bir oyun. Savaşın acı yüzünü bir kez daha hatırlamak için de güzel bir fırsat.


Oyunculuk : 5/10
Konu  : 7/10
Dekor   : 6/10
Işık-Ses  : 7/10
GENEL : 6/10




İzlediğim Tarih: 25 Ekim 2011 20:00
İzlediğim Yer: Cevahir Salon 1
Süre: 3 Saat, 2 Perde
Tür: Dram


Yazan: Wajdi Mouawad (Lübnan Doğumlu Kanadalı Yazar)
Orjinal Adı: [Fr] Incendies, [En] Scorch (link)
Çeviren-Yöneten: Cem Emüler
Yönetmen Yrd.: Tansel Öngel
Dramaturg: Egemen Arslan
Dekor Tasarımı: Ali Cem Köroğlu
Kostüm Tasarımı: Gülhan Kırçova
Işık Tasarımı: Akın Yılmaz
Müzik: Koray Kahraman

Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyuncular:
Nevval (60), Nezire: Emel Göksu Keleş
Nevval (40), Cihan: Fatma Öney
Nevval (20): Iraz Yöntem
Simon: Tansel Öngel
Alphonse Lebel: Murat Karasu
Elham, Sevda: Gökçe Erinç
Janine: Veda Yurtsever İpek
Atilla Can Çelebi
Fatih Sarı

Ödüller:
Oyun Kanada'da "En İyi Yönetmen" ve "En İyi Oyun" ödülleri aldı. Kanada ve dünyanın bir çok yerinde oynandı. 2011 yılında filmi yapıldı ve film "En İyi Yabancı Film" dalında Akademi ödülüne aday gösterildi.

Konu:
Bir anne ansızın koyu bir sessizliğe gömülmeye karar verir. Onun ölümü üzerine ikiz çocukları bu sessizliğin kaynağını araştırmak zorunda kalırlar. Hiçbir zaman tanımadıkları babalarını ve varlığından bile haberdar olmadıkları ağabeylerini bulmak zorundadırlar. Yolculukları Montreal’de başlar, ama cevaplar savaşta yerle bir olmuş bir şehrin yıkıntıları arasındadır. Şiir dolu bir dille kol kola giden bu soruşturma, çocukluğun kalbine saplanmış bir bıçağın sırrını besleyen düşsel bir atmosferde çözülmeye başlar.

Erkek egemen değerlerin hakim olduğu, savaşların yaşam biçimine dönüştüğü, işgal edilmiş topraklardan koparılmış mültecilerin kamplarda yaşamak zorunda kaldığı bir coğrafyada, çocuğundan koparılmış bir kadının, diğer iki çocuğunun hiç tanımadıkları babaları ve varlığından bile haberdar olmadıkları ağabeylerini bulmaları için planladığı yolculuğu konu almaktadır. Böylece ikizler geçmişlerindeki korkunç sırrı keşfederlerken, annelerinin ve genel olarak Ortadoğu coğrafyasının kan, acı, yoksulluk, cehalet ve öfkeyle yoğrulmuş hayatlarıyla yüzleşirler.

Web Sitesi

18 Ekim 2011 Salı

At - Gyula Hay - İstanbul DT

Olağan dışı olaylar ve abzürdlüklerle dolu olan bir oyun. Mizahi bir dille olaylar anlatılırken, inceden inceye baskıcı iktidarlar ve ona koyun gibi itaat eden halk eleştiriliyor.

Oyunun ilk perdesini biraz sıkıcı buldum ama ikinci perdede ve özellikle oyunun sonlarına doğru oyun daha eğlenceli bir hale bürünüyor. Oyun biraz uzundu bazı yerler daha kısa geçilebilirdi. Oyuncular genel olarak başarılıydı.



Oyunculuk : 6/10
Konu  : 7/10
Dekor   : 6/10
Işık-Ses  : 5/10
GENEL : 6/10




İzlediğim Tarih: 18 Ekim 2011 20:00
İzlediğim Yer: Üsküdar Tekel Sahnesi
Süre: 2 ,5 Saat, 2 Perde
Tür: Mizah


Yazan: Gyula Hay (Macaristan)
Çeviren: Özdemir Nutku
Yöneten: Hakan Boyav
Dekor: Sertel Çetiner
Kostüm: Nalan Alaylı
Işık: Serhat Akın
Hareket Düzeni: İhsan Bengier
Yönetmen Yardımcısı: Halil Doğan

Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyuncular:
Selanus: AYDIN SENTÜRK
Egnatius (Konsül) : METIN BEYEN
Fuficius: KAYA AKARSU
Macro: SÜLEYMAN ATANISEV

TOLGA EVREN, ÖZLEM GÜVELI TÜRKER, ZELIHA GÜNEY, MÜGE ARICILAR, IMER ÖZGÜN, GÜNES HAYAT, SEVINÇ NIS, HALIL DOGAN, CEYHUN TURGUT, NURAY ÇOKOL, IPEK SEN, EYLÜL EZGI YILMAZ, TUNCAY KOÇAL, ZEKERIYA KARAKAS, ALI MURAT ALTUNMESE, BERKAN BULUT, DILEK DEMIR, ÖZCAN AKGÖZ, BERKAY TULUMBACI, SALIH SIMSEK

Karakterler: CALİGULA ( İmparator), EGNATIUS (Konsül), MACRO ( Muhafız Kuvvetleri Komutanı), LOLIA ( Macro'nun karısı ), SELANUS ( Genç bir köylü), FUFICIUS ( Bankacı), VALERIA ( Karısı ), AMEANA ( Kızları), SUFFENUS;COMINIUS;THALLUS ( Senatörler), LENTULUS,VERANIUS,FABULLUS ( Roma'nın Aslanları), CLODIA, JULIA,TULLIA ( Senatörlerin Kızları), PYRALLIS ( Yaşlı bir orospu), ERIA ( Kızı, aynı meslekten), MEYHANECİ, SARHOŞ DENİZCİ, KOLCULAR, TOPLULUK.

Konu:
Tarihin gelmiş geçmiş en baskıcı ve en çılgın tiranı Roma İmparatoru Caligula, bir at konsül yapar.Halk Caligula’nın kararını sorgulamaya cesaret edemediği gibi, bir de ortalığı at modası kasıp kavurur. Bu oyun, Caligula’nın halkın iyiliğini hiçe sayarak sadece kendi erkine güvenerek keyfi olarak atadığı konsül at üzerinden bütün zamanların iktidarları için yazılmış müthiş bir komedi.

Macar yazar Gyula Hay At adlı eserini hapisteyken yazmaya başlamış ve 1960 yılında tamamlamıştır. At’ın öyküsü, taşralı genç Selanus'un Roma'da İmparator ile oynadığı zar oyununu kazanmasıyla başlar. İmparator Caligula tarafından, Roma’nın içerisinde bulunduğu savaş koşullarının getirdiği ekonomik sıkıntının sorumlusu olarak görülen Egnatius’un konsüllükten alınması ve yerine Selanus’un atı Incitatus’un konsüllüğe getirilmesiyle gelişen olaylar oyunun temel öyküsünü oluşturur.

Yazar, yaşadığı dönem ile Roma İmparatorluğu’nun baskıcı ve totaliter rejimi arasında paralellik kuran bir oyun yapısı inşa etmiştir. Ayrıca oyunda, körü körüne modaya uymaya çalışan ve bu baskıcı rejime hiçbir şekilde baş kaldırmayan hatta konsülün at olmasına dahi ses çıkarmayan bir halk odağı çizilmektedir. BÜO’nun tercihi ise metne sadık kalarak; yer yer yaşadığımız dönemin koşullarını anımsatacak şekilde metni güncellemek yönünde olmuştur. Oyundaki halkı homojen bir odak olarak değil, imparatorun uygulamaları karşısında birbirinden farklı tavırlar üreten kesimlerin bulunduğu bir odak olarak yorumladık.

Metinde arkaplanda ilerleyen savaş, yaşam koşullarını giderek kötüleştirirken, halkın bu gündemden uzak tutularak manipule edilmesine dikkat çekilmekte. Oyunda konsüllüğe getirilen At’ın popüler bir figür olarak yükselmesi ve gençler arasında bir at modasının yaygınlaştırılması bu dramaturjiyi oluşturmada yardımcı olmakta.

Yazar Hakkında:
Gyula Hay, 5 Mayıs 1900'de Macaristan'ın bir köyü olan Abony'de doğdu.

Yüksek öğrenimi mimarlıktır. 1919 yılında Macar İhtilali olunca mimarlığı bıraktı ve bir süre sonra Almanya'ya gitti. 1920'de Almanya'nın Dresden kentinde Güzel Sanatlar Akademisi'nde, Baranowski'nin yanında sahne tasarımı öğrenimi gördü, sonra da Devlet Tiyatrosu'nda Linnebach'ın yanında sahne tasarımcısı ve mimar olarak çalıştı.

1925'te Macaristan'a geri dönen Hay, 1929'a kadar ülkesinde kaldı, burada roman, öykü yazarı olarak tanındı. 1929'da Berlin'e giden yazar, bundan sonra bir bölümü kaybolmuş olan sahne eserleri yazdı. 1932 yılında ilk oyunları Almanya'nın birkaç ciddi tiyatrosunda oynanmaya başladı. İlk oyunu olan Yeni Cennet, Berlin "Halk Sahnesi'nde ünlü yönetmen Heinz Hilpert tarafından sahnelendi. Bu oyunun prömiyeri yapıldığı anda Breslau" Lobe tiyatrosu"nda da Paul Barnay'ın oyun düzeni ile ikinci oyunu Tanrı, İmparator ve Köylü sahnelendi. 1933'te Hitler'in başa geçmesi ile Almanya'yı terk eden Hay, önce Prag'a sonra da Viyana'ya geçti. Bu kentlerde yeni oyunları büyük başarı kazandı. Savaştan sonra Macaristan'a dönen yazar, Budapeşte'de Sahip Olmak adını verdiği oyunla daha da ünlendi. Budapeşte'deki Sanat Akademisi'ne öğretmen eğitmen olarak girdi. Romanya'da , Almanya'da, Fransa'da Macaristan'da arka arkaya oyunları oynanan Hay, 1956'da Sovyetlerin tanklarına karşı direnişçilerle birlikte oldu, kısa bir süre sonra da tutuklanarak hapse atıldı. Altı yıl ağır hapis cezası yedi. Hapiste Mohaç adlı oyunu yazdı. Gyula Hay'in hapisten çıkarılması için uluslar arası yazar birlikleri harekete geçti.

1960 yılında , Hitler ile Stalin'i düşünerek, devlet terörünü eleştiren At adlı persiflajını yazdı. Bu oyunda, baş oyun kişisi Roma İmparatoru Caligula idi. Hapisten 1963'te çıktığında Macaristan'da durum biraz daha düzelmişti. PEN Kulübün de girişimleriyle Batı'ya geçebilmek için pasaport izni aldı. 1964 yılında Atilla'nın Geceleri, Viyana " Burgtheater"de , At da Salzburg'da sahneye koyuldu. Bundan sonra da İsviçre'de yaşamaya başlamıştır. Mayıs 1975 tarihinde öldü. Yazarın en tanınmış oyunları: Yeni Cennet ( 1931), Tanrı, İmparator ve Köylü( 1932), Sahip Olmak( 1934-6), Hayat Köprüsü ( 1950- Macaristan'ın en büyük ödülü olan Kossuth Ödülü'nü kazandı. Atilla'nın Geceleri ( 1961-3), Gaspar Varro'nun Hakkı ( 1955 ), Hindi Çobanı ( 1954), At ( 1964), Mithridates ( 1965 ), Gyula Hay ayrıca yirmiye yakın tek perdelik oyun, öykü ve roman yazmıştır.

Web Sitesi

12 Ekim 2011 Çarşamba

Kırmızı - John Logan - İstanbul DT

Oyuncuların başarılı denebilecek bir performans sergilediğini düşünsem de oyun genel olarak sıkıcıydı. Belirli bir olay örgüsü olmadığından genelde bir sürükleyicilik yoktu. Ressam Rothko ve asistanı arasında atölyede geçen diyaloglar, yapıtlarını ortaya çıkarırken yaşadığı karmaşık duygular anlatılmaktaydı. Bu tip oyunları seveler için ilginç bir oyun olabilir ama benim zevkime kesinlikle hitap etmiyordu.

Oyun yorucuydu. Felsefe ve resme ilgi duyan kişileri tatmin edecek bir oyun olabilir ama kesinlikle genel izleyici kitlesine hitap etmiyor.

Bir diğer olumsuzluk da arka plandaki seslerin bezen oyuncuların seslerini bastırmasıydı.



Oyunculuk : 6/10
Konu  : 2/10
Dekor   : 5/10
Işık-Ses  : 4/10
GENEL : 4/10




İzlediğim Tarih: 12 Ekim 2011 20:00
İzlediğim Yer: Taksim Küçük Sahne
Süre: 2 Saat, 2 Perde
Tür: Dram, Biyografik, Felsefik


Yazan: John Logan
Çeviren: Eray Eserol
Yöneten: İskender Altın
Dekor: Şirin Dağtekin Yenen
Kostüm: Şirin Dağtekin Yenen
Işık: Enver Başar
Asistan: Ezgi Yentürk-Doğan Turan

Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyuncular:
Rothko: Nihat İleri
Ken: Turan Günay

Konu:
- Sana birşey sorabilir miyim?
- Sormanı engelleyebilir miyim?
- Gerçekten de siyahtan korkuyor musun?
- Hayır, ben ışığın yok olmasından korkuyorum.
- Yani körlük gibi mi?
- Hayır ölmek gibi.
 Mimari devler Philip Johnson ve Mies Van Der Rohe'nin tasarladığı, New York'un en görkemli yapılarından biri olan Seagram Binası'nın tepesindeki ünlü "Dört Mevsim" restaurantında sergilenmek üzere bir seri müral siparişi verilmiştir. Fakat bu resimleri yapması istenen kişi sıradan biri değil, modern sanat algısının temellerini sarsan deha Mark Rothko'dur. Sanat anlayışı üzerine yaptığı yorumlar ve sıradışı renkleriyle kendi üslubunu tüm dünyaya kabul ettiren ressam Rothko, bu oyun ile çalışpma atölyesinde yarattığı " yeni bir dünya"nın tablosunu göstermektedir. Bu sıradan bir manzara resmi olmanın ötesinde, kendi renklerini oluşturan bir trajedidir. Sanatçının üretim aşamasında yaşadığı katmanları, hayatın içinden bir dille, son derece gerçek bir biçimde sahnede görmek mümkü
ndür. Asistanı Ken ile ressamın olası yaşam algısı üzerine yaptığı tartışmalar, bir sanatçının yaşamın gölgesindeki iç dünyasını çırılçıplak gözler önüne sermektedir.

2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'nın sanattaki öncü rolünü ABD'ye kaptırmasıyla birlikte, Amerika'da ürün veren sanatçılar ve yaptıkları eserler 20. Yüzyılın 2. yarısına tam anlamıyla damga vurmuştur. Bu öyle bir dönemdir ki, Picasso bile demode sayılmakta, soyut dışavurumculuk ve diğer öncü akımlarla sanat tarihi ve felsefesi baştan aşağı sorgulanmaktadır. İşte bu dönemin en önemli sanatçılarından Rothko'nun atölyesinde asistanıyla geçen inişli çıkışlı iki yılının konu olarak seçildiği bu oyun, aynı zamanda 20. yüzyılda sanatın rolü üzerine düşünen herkesi yakalayacaktır.

Web Sitesi

11 Ekim 2011 Salı

Aşkın Sıradanlığı - Savyon Liebrecht - İstanbul DT

Oyun 11 Ekim 2011’de Cevahir-2 Sahnesi’nde Türkiye prömiyeri yaptı. Ben de bu prömiyeri izleyen şanslı kişiler arasındaydım.

Oyunculuk: 7/10
Konu  : 7/10
Dekor : 8/10
Işık-Ses  : 6/10
GENEL : 7/10

Oyun oldukça güzeldi. Özellikle genç oyuncular Deniz Elmas ve Efe Tuncer olağanüstü bir performans sergilediler. Dekor ve ışıklandırma da oldukça başarılıydı. Sahne 360 derece dönebilecek şekilde tasarlanmıştı.Hannah'nın geçmişi hatırlamasıyla eş zamanlı sahnenin dönmesi ve dekorun değişmesi akıllıca düşünülmüş bir unsurdu.

Hannah Arendt Amerikada yaşayan İsrail asıllı bir siyaset bilimci ve filozoftur. Eski Nazi Subayı Eichmann'ın İsrail tarafından yargılanması hakkındaki düşünceleri nedeniyle Hannah İsrail toplumu tarafından dışlanmıştır. İsrail Üniversitesin'den röportaj için gelen Martin isimli bir genç Hannah için bir fırsattır. Bu şekilde belki düşüncelerini İsrail toplumuna tekrar aktarabilecek ve yanlış anlamaları ortadan kaldırabilecektir. Ancak bu röportaj Hannah'nın geçmişiyle yüzleşmesine ve Heidegger ile yaşadığı aşkı tekrar sorgulamasına neden olacaktır.

Nazi Almanyası öncesi dönemde yahudi bir felsefe öğrencisi olan Hannah Arendt hocası Martin Heidegger'e hayrandır. Bu hayranlık karşılıksız kalmayınca zamanla aralarında bir aşk başlar. Martin evli ve çocukludur; bu yüzden aralarındaki ilişki Hannah'nın en yakın arkadaşı Rafael'in evinde gizli buluşmalarla devam eder. Rafael de aynı zamanda Hannah'ya aşıktır ve bu ilişkiyi onaylamaz. Zamanla Nazi Partisi'nin yükselişi ve Martin Heidegger'in de Hitler'e hayranlığının artması Hanna ile Martin arasında aşılamaz bir engel oluşturur.

Martin Heidegger hakkında ayrıntılı bilgi için
Hannah Arendt hakkında ayrıntılı bilgi için


İzlediğim Tarih: 11 Ekim 2011 20:00
İzlediğim Yer: Cevahir Salon 2
Süre: 2 Saat, 2 Perde
Tür: Dram


Yazan: Savyon Liebrecht
Çeviren: Tarık Günersel
Yöneten: Özgür Yalım
Dramaturgi: Derya Cumhur
Dekor Tasarımı: Behlüldane Tor
Giysi Tasarımı: Nalan Alaylı
Işık Tasarımı: Yüksel Aymaz
Yönetmen Yardımcıları: Gamze Yalım, Saydam Yeniay

Başlangıç: 2011
Tiyatro: İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyuncular:
Yaşlı Hannah Arendt: Nurinisa Yıldırım
Martin Heidegger: Saydam Yeniay
Genç Hanna: Deniz Elmas
Mıchael ve Rafael: Efe Tuncer

Konu:
Nazi Almanyası öncesi başlayan ve bir üniversitede öğrenci olan Yahudi asıllı Hanna Arendt ile felsefe profesörü Martin Heidegger arasında geçen gerçek aşkın öyküsü. Ancak bu ilişki tüm özgün fikirleri ve yaratımlarına rağmen Hanna Arendt’in hocası ve aşığı Heidegger’in gölgesinde değerlendirilmesine neden olur ve tüm hayatını etkisi altına alan bir lanete dönüşür.

Web Sitesi

29 Nisan 2011 Cuma

Ölümü Yaşamak - Orhan Asena - İstanbul Şehir Tiyatroları

İki aile arasındaki kan davasının anlatıldığı oyun bilinen çok işlenmiş bir konuyu ele almasına rağmen oyuncuların performansı Orhan Asena'nın kendine has anlatım üslübu ile birleşince zevkle izlenen bir oyun ortaya çıkmış. Seyirciyi zaman zaman duygulandıran, coşturan, etkileyen güzel bir oyun.


İzlediğim Tarih: 28 Nisan 2011 20:00
İzlediğim Yer: İstanbul Cevahir Devlet Tiyatrosu Sahnesi
Süre: 2 saat - 2 Perde
Tür: Dram


Yazan: Orhan Asena
Yöneten: Tamer Levent
Dekor Tasarım: Hakan Dündar
Giysi Tasarım: Sevgi Türkay
Işık Tasarım: İzzetin Biçer
Yönetmen Yardımcısı: M. Orkun Gülşen, M. Şamil Kafkas
Sahne Amiri: Nihat Doğru
Kondüvit: Özlem Hıdırşahoğlu
Işık Kumanda: Suat Uçar

Rol Dağılımı:
Özlem Gür, Yurdaer Okur, Filiz Kılıç, Şivan Binici, Ali Çelik, Uğur Çınar, Murat Bölük, Sinem Bilgin, Sibel Beşer,
Ercan Kılıçarslan, Sadi Soysal

Konu:
Orhan Asena'nın yazdığı Tamer Levent'in yönettiği ''Ölümü Yaşamak'' adlı oyun iki aile arasındaki kan davasını anlatmaktadır.
Yerel Kültürel motiflere de yer verdiğimiz oyunumuz kan davasının etkisine maruz kalanların gözünden törenin ne demek olduğunu barış sağlamak için vicdan, akıl ve hümanizm yoluyla kendi ailesi başta olmak üzere bütün köyü karşısına alan Mustafa'nın çırpınırcasına mücadelesini anlatan bir barış oyunudur.

Web Sitesi